Her danışmanlık programının ayrılmaz bir sorusu var: Program bittikten sonra ne kalıyor?
Eğer yanıt "bir rapor ve bir süreç şeması" ise, program değerinin büyük bölümünü heba etmiştir.
Eğer yanıt "organizasyonun kendi kendini analiz etme, tasarlama ve iyileştirme kapasitesi" ise, gerçek bir dönüşüm gerçekleşmiştir.
Bu fark; öğrenme üretme kapasitesi dediğimiz boyutu belirler.
Bağımlılık Tuzağı
Bazı danışmanlık modelleri farkında olmadan bağımlılık üretir. Danışman o kadar merkezi konumdadır ki, ekip danışman olmadan ne yapacağını bilemez. Kararlar danışmana sorulur. Sorunlar danışman aracılığıyla çözülür. Danışman gidince ekip durur.
Bu model, danışmana kısa vadede güç verir. Ama müşteriye uzun vadede zarar verir. Ve aslında iyi bir danışmanlık modelinin tam tersidir.
İyi danışmanlık, kendisini gereksiz kılmayı hedefler. Program sonunda organizasyon, benzer sorunları kendi başına çözebilmelidir.
Öğrenme Üretmek Ne Demek?
Öğrenme üretme kapasitesi üç somut çıktıyla ölçülür:
1. İçgörü üretme: Ekip kendi deneyiminden ders çıkarabiliyor mu? Retrospektif yalnızca bir toplantı ritueli olmaktan çıkıp gerçek analiz aracına dönüştü mü? Başarısızlık "suçlama" değil "veri" olarak mı işleniyor?
2. Davranış değişimi: Eğitim aldılar, evet. Peki pratikte davranış değişti mi? Liderler farklı sorular soruyor mu? Ekipler farklı kararlar alıyor mu? Toplantılar farklı işliyor mu?
3. Yapısal hafıza: Öğrenilenler bireysel hafızadan kurumsal hafızaya taşındı mı? Kılavuzlar, şablonlar, ritüeller, ölçüm mekanizmaları: bunlar organizasyona kalıcı olarak yerleşti mi?
Bu üç çıktı olmadan bireyler öğrenir ama organizasyon öğrenmez. Kişi kurumdan ayrıldığında bilgi de gider.
Danışmanın Rolü: Sistemi Öğretmek
Danışmanın en önemli işi çözüm üretmek değil, çözüm üretme sürecini öğretmektir.
Bu şu anlama gelir: - Problemi ekiple birlikte analiz etmek, ekip adına analiz etmemek - Kararı birlikte vermek, karar vermelerini söylemek değil - Yöntemi göstermek ve ekibin yöntemi benimsemesini izlemek - Başarı ve başarısızlıkları birlikte değerlendirmek
Bu yaklaşım zaman alır. Danışman "bunu ben yapardım" diye düşündüğü anlarda geri adım atmak zorundadır. Ama bu geri adımlar, organizasyonun kendi kapasitesini kurduğu anlardır.
Bir Ölçüm Çerçevesi
Danışmanlık programı başlarken şu soruları yanıtlamak, sonraki değerlendirme için referans noktası oluşturur:
- Program bittikten 6 ay sonra organizasyon hangi sorunları kendi başına çözebilecek? - Hangi yetkinlikler organizasyonda kalıcı olarak yerleşecek? - Hangi mekanizmalar (toplantı formatları, ölçüm sistemleri, karar süreçleri) programdan bağımsız olarak çalışmaya devam edecek?
Bu soruların cevabı baştan netleştirilmezse, program bitiş kriteri de belirsiz kalır. Ve belirsiz bitiş, çoğu zaman bağımlılık döngüsüne açık kapı bırakır.
Sonuç
Danışmanlığın kalitesini ölçmek istiyorsanız, program bittikten altı ay sonra sorun: Organizasyon ne kadar kendi kendine devam edebiliyor?
Bu sorunun yanıtı, danışmanın gerçek katkısını gösterir.